2011-2012 sezonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2011-2012 sezonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2012 Salı

Braga:0 Beşiktaş:2 Hediyelerin En Güzeli


Bataklığın içinden çıkıp,kafa olarak sadece futbola odaklandığımız bir akşamda zor bir Avrupa deplasmanından süper bir skorla dönüyoruz memlekete.Maçtan önce etrafımda ki çoğu kişi ve okuduğum bloglarda pek umutlu bir hava sezmedim.Beşiktaş'ın şansının çok düşük olduğundan bahsediyorlardı.Takım sevgisindenmidir yoksa ait olduğun şeye duyduğun ister istemez güvendenmidir bilinmez ama takıma bugün çok güveniyordum ben maç öncesi.

Fakat kadrolar açıklandığında biraz korktum açıkçası.Deplasman olmasına rağmen forvetsiz oynamak nedir tam olarak çözememiştim.Neyse ki endişem yersiz çıktı benim çözemediğimi Carvalhal çözmüş ve süper bir oyunla beraber galibiyeti aldık geldik.

Uefa maçı neden bu saate almış hazırlık maçı kıvamına sokmuş anlam veremedim.Ekran başında izleyenlerin bile tam motive olamadığı maçta oyuncuların motivasyon sorunu çekmesine şaşmamak gerek.Akşam oynanacak olan Şampiyonlar Ligi maçlarının seyircilerini kırmamak adına alınmış bir karar diye düşünüyorum.

İlk 15 dakika her ev sahibinin yapması gereken gibi üstümüze gelip baskı kurdular.Sağlı sollu bindirmelerle bulacakları bir gol çok pahalıya mal olabilirdi fakat savunmamız bu dakikalarda gerçekten iyi iş çıkardı.15-20.dakikalar arası oyunu dengeleyip karşı sahaya geçmeye başladığımız dönemlerde rakibin 10 kişi kalması maçı bize getiren önemli etkenlerdendi.Diğer yandan Hollandalı hakemde kart kullanmak konusunda eli en bol hakemlerden biri diye düşünüyorum.Hemen her pozisyonda kartına sarıldı desem yanlış olmaz.

Oyuncu bazında performanslarımıza baktığımızda her oyuncumuz bugün tam performansla oynadı.Fakat Fernandes'in adını ayrı yazmazsak çok çok ayıp etmiş oluruz.Bugün sahada ipleri eline alıp takımı istediği gibi yönlendirdi.Yıllardır aradığımız 10,5 numara muhabbetini sonunda bitirdi.Onu sahada izlerken(bu şekilde oynarken) hayran olmamak elde değil.10 üzerinden 15 puanı kaptı.

Quaresma'mızı ise bu aralar değişik görüyorum.Sakatlıktan döndükten sonra tam olarak dönememiş gibi bir havası var.Vücudu burada fakat kafa başka yerde gibi.Eğer para mevzusuysa durum çok haksız değil.Sonuçta para kazanmak için yaptığı bir işte karşılığını almak en doğal hakkı.Yönetimin bu konuyla ciddi olarak ilgilenmesi şart.Böyle potansiyelli bir adamı kaybetmeyi istemeyiz.Chelsea'den,İnter'den bildiğimiz sorunlu Quaresma geri dönmesin.O bizim bildiğimiz semtin çocuğu 'nerdesin o'lum sen?'dediğimiz Q7'miz olarak kalsın.

Fernandes'in arka üçlüsü Ernst,Veli ve Necip üçlüsü her zaman olduğu gibi standartlarını koruyup hatta üstüne bile çıktılar.Bu üçlü beraber oynadığında çok iyi maçlar çıkarabiliyorlar.Hücumda harika işler yapmasalarda Fernandes'in arkasında sağlam duruşları,top çevirmedeki önemli yerleri,rakip hücumlarını kesmeleri gibi çok önemli görevleri başarıyla yaptılar.

Savunma oyuncularımız ise tartışmasız bu takımın en delikanlı oyuncularından oluşuyor.Egemen,Toraman ve Sivok'un sürekli akılları oyunda.İnce hesaplar yapmayan,takım için kendini paralayan,gözünü budaktan sakınmayan bu üçlü süperler.Özellikle bugün izlediğimde 100.yıl şampiyonluğumuzda ki Ronaldo-Zago uyumu aklıma geliyor.

Bugün gördüğümüz en önemli noktalardan biriyse takımın 3-4 maçtır üstüne çöken birbirinden bağımsız takılma hastalığından kurtulmuş olmamız.Tek bir vücudun organları gibi beraber hücuma çıkıp beraber savunmaya dönmemiz,oyuncuların birbirlerine maksimum yardımları hepsi üst düzeydi.Bugün oynadığımız oyunu oynarsak ligde karşımızda tutunabilecek takım olduğunu düşünmüyorum.Tabiki bugünkü gibi savunma yapalım demiyorum fakat birlikte hareket etmeyi başarırsak alır götürürüz.

Kartalım,Murat Kosova'nın dediği gibi sevgilisi Beşiktaş olanlara en güzel hediyeyi Braga'dan gönderdi.Şimdi bize düşen ise hem pazar günü lig maçında gidip destek olmak sonrasında ise turun 2.maçında son noktayı koymamıza yardımcı olmak.Bizlere çok güzel bir akşam geçirten takımımıza desteğe devam.








not:Televizyondan gördüğüm kadarıyla Braga-Beşiktaş maç atkıları şahaneydi.Maça giden tanıdığı varsa eğer birtanede bana getirtebilirse süper olur.

30 Ocak 2012 Pazartesi

Kayserispor Futbol mu Oynadı ?


Berbat 90 dakika,berbat futbol,kaybedilen 3 puan,bozulan seri = hayattan çalınan 2 saat.

Zaman zaman Süperlig'de izlediğimiz maçlardan sonra bloga yazdığımda isyan ediyorum izlediğimiz futbol değil,bize izlettirilen zulümdür diye.Bugün de izlediğimiz 90 dakikadan keyif alan bir futbolsever olduğunu düşünemiyorum.

Digitürk'ün Anadolu maçlarını vermeye başladığından beri çoğu büyük Anadolu takımının maçlarını seyretme şansım oldu.Kayserispor takımıda bu izlediğim takımlardan biri.Ligimizde özellikle Anadolu'da top falan oynanmıyor.Ne bir taktik ne bir futbol anlayışından bahsetmek imkansız.Ceza sahasının önüne şişirilen topun düşmesiyle beraber yaşanan kör dövüşüyle sonuç almaya çalışıyorlar.

Kayserispor takımını,İstanbul'a Fenerbahçe deplasmanına geldiğinde çok dikkatli izledim.Karşısında bulabileceği en formsuz en kötü durumda Fenerbahçe'ye karşı yarı sahasını geçmeye cesaret edemediler.Fenerbahçe'nin üstlerine gelmeyi başaramadığını gördükleri halde resmen çıkamadılar.(yada çıkmadılar) Karşı atak düzenlemek,kanatlara topu göndermek,veya forvetleri topla buluşturmak bir kenara 5 pas üst üste yapamadılar bile.Zaten bu kadar korkak ve basiretsiz futboldan sonra da 4 tane yiyip güzelce Kayseri'ye döndüler.

Bugün bize karşı da ne olduğunu anlayamadan 1 dk içinde golü attılar ve o tiksinti verici futbol anlayışlarına döndüler.Kendi yarı sahasından çıkmayan,futbol adına birşey yapmayan,gelen topa vurup,rakibin hücum silahlarına faul yapmaktan ibaret bir anlayış.

Sahada olan Beşiktaş'ın da süper futbol oynadığını söylemek,rakibi dağıttığını söylemek mümkün değil fakat böyle iş olmaz.Golü yedikten sonra biraz toparlanır gibi olup kale önünde golleri harcayıp üstünede Fernandes atılınca Kayseri'nin ekmeğine bal sürdük.

Okuyanlar bana hak verirmi bilmem ama kendi evinde oynayıp,rakip 10 kişi kaldıktan sonra bile bu kadar kapanmanın mantığı nedir.Çık oyna ne varsa koy ortaya ama yok bizimkiler kale çizgisine dizilecek kolayını bulsa.

Milyon Euro'ların akıtıldığı,medyanın peşinde döndüğü bir organizasyonda böyle top oynanmaz.Kayserispor yönetimi sonrada çıkıp yok taraftar gelmiyor yok şöyledir böyledir diye demeç veriyorlar.Bu duruma bende kızıyordum ama artık Kayseri halkına destek veriyorum.Sahada yürüyen en ufak seyir zevki vermeyen adamları üstüne para verip kimse bu soğukta izlemeye falan gitmez.Az bile yapıyorlar.Biletleri 5-10 lira yaptıkları halde bomboş tribünlere oynarlar bütün sezon.

Avrupa arenasında neden başarı kazanamıyoruz,neden takımlarımız başarı kazanamıyor sorusunun tam cevabı bu maçtır.Bu soruya cevap arayan herkese bu maçın kasetini gönderip izletmek lazım.Dünya üzerinde hangi ülkede böyle bir futbol anlayışı kalmış araştırmak lazım.Belarus,Estonya,Lüksemburg gibi ülkelerin liglerinde olur ancak.

Ayrıca iddia ediyorum İngiltere 2.liginden Crystal Palace,Cardiff City,West Ham gibi takımlardan birini Kayserispor'la oynatsınlar başa baş mücadele olur hatta kazanırlar bile.İngiltere 2.liginde oynanan futbol kalitesinden bile kötüler.3 İstanbul takımını çıkaralım bu lig beş para etmez.

24 Ocak 2012 Salı

BEŞİKTAŞ:3 Gaziantep:2 - Kapak Olsun



Bu akşam ecel terleri döktük.Hafta içi yorgunluğu atmak için ekran başına oturdum dahada stres olup kalktım.Gaziantepspor takımına bu sezon getirdiği oyuncular,sezon başında anlaştığı hoca Tolunay Kafkas gibi sebeplerden ötürü sıcak bir bakışım vardı.Bulundukları yeri haketmedeklerini söylüyordum hep fakat bu akşam yaptıklarından dolayı bütün sempatim hepsi kayboldu.

Süperlig maçı değil sanki bir İsrail yada Güney Kıbrıs takımıyla oynuyormuş hissi uyandı bende.Faullerde yerden kalkmamaları,en ufak şeye itiraz etmeleri,oyuncuları tahrik etmeleri gözlerime inanamadım.

Birkaç hafta önce İstanbul'da Fenerbahçe'ye karşı oynadıkları helva gibi oyundan sonra bize bu kadar kin gütmeleri,bilenmelerine anlam veremedim.Neydi onları bu kadar dolduran bütün bu çirkeflikleri yapmaya iten bilen yada anlayan varsa yazsın lütfen.

Maça bakacak olursak pek iyi gitmediğimizi söylemek yanlış olmaz.Kendi evimizde oynarken bile topu ileri taşımakta sıkıntı yaşıyoruz.Avrupa maçlarının yaklaştığı ve sıklaşacağı dönemde iyi sinyaller vermiyoruz.Sadece Quaresma'nın yokluğundan dolayı bu sıkıntıyı yaşıyorsak eğer halimiz vahim.Koskoca bir takımın tek oyuncunun sırtına binip gitmeye çalışmasıyla bu iş yürümez.

Bireysel yeteneklere bağlı kalıyoruz.Takım halinde ileri çıkamıyor,adam gibi hücum organizasyonu geliştirmekten aciz kalıyoruz.Fernandes'in yapacağı ekstra işler ve çabayla olanlar oluyor zaten.

Bireysel performanslar olarak baktığımızda ise Holosko'nun,Edu'nun bu takımda kesinlikle işi yok.Hedefleri avrupa düzeyinde oynamak olan,gözünü şampiyonluğa dikmiş bir takım bu adamlara bel bağlamaz.Holosko,Beşiktaş'a adım attığı günden bu yana bir gram ilerleme kaydetmiş değil.Bilhassa geri bile gitti.Diğer forvetimiz Edu'ya ise zaten söyleyecek söz yok.Atılan ara topa yetişene kadar bile savunma oyuncusu aynı mesefayi 2 kere gidip geliyor.

Cenk Gönen ondan beklemediğimiz ve yapmasından korktuğumuz hataları yapıyor.Çok iyi niyetli,çok potansiyelli fakat bazen yapmaması gereken şeyleri yapıyor.Yıllardır Türk futboluna yan toplara hakim,elini kolunu kullanıp ortamı dağıtıp topu alan bir kaleci gelmedi.Yan top geldiğinde kalecilerimiz apışıp kalıyor.Ya boşa çıkıyorlar yada çizgide sabit kalıp izlemekle yetiniyorlar.Nitekim bugün ilk golü aynı böyle yedik.İkinci golde ise çıkmakla çıkmamak arasında kalıp,kendini topun önüne patates çuvalı gibi atınca ikinci golü yedik.Verdiği demeçler olsun,karakteri olsun çok beğendiğim bir futbolcu fakat Beşiktaş'a uzun süre hizmet edebilmek için daha iyi olması şart.

Bu yazıda Almeida'ya yine giydirecektim fakat 2 gol atıp,çıt kırıldım tavırlarından dolayı eleştirmemden bu sefer kurtuldu.Fakaaat geçen hafta Antalya'da gördüğü karttan sonra bu haftada itirazdan kart görmesi beni biraz kıllandırdı.Haftaya yapacağımız soğuk Kayseri deplasmanına pek gitmek istemiyor olabilir.

Carvalhal'in tam baskı yaptığımız dönemde Simao'yu neden oyundan çıkardığınıda anlamadım.Oyundan çıkarken hayli moralsiz ve gücenmiş bir hali vardı. 2.golü attırmasına ve istekli başlamasına rağmen kenara geldi.

Egemen Korkmaz ise geldiğinden beri tam bir gladyatör olarak işini mükemmel şekilde yapıyor.Bugünde 90+ da attığı golle bize hayat verdi.Transfer döneminde söylediğim kasaptı,istemiyorum du bütün söylediğim olumsuz eleştirileri geri alıyorum.Hepsini bana yedirdiği içinde teşekkür ediyorum.O böyle oynamaya devam etsin ben sözlerimi geri alırım.

Vee son olarak gecenin en güzel hareketi Carvalhal.Türkiye liginin açık ara en sempatik hocası.Verdiği tepkiler,oyunu yaşaması hepsi doğallığın üst sınırında.2dk önce tartıştığı hakemden gidip özür dilemesi,gollerde verdiği tepkiler hepsi harika.Fakat bugün Egemen'in resmen son saniyede attığı golde yedek kulübesinden çıkıp,sahaya dalıp sevincini oyuncularıyla paylaşması süper bir kareydi.

15 Ocak 2012 Pazar

BEŞİKTAŞ:3 Bursaspor:1



 Takımı son 2-3 maçtır doğru düzgün izleme şansım olmuyordu.Şu aralar içinde bulunduğum yoğunluktan dolayı zaman ayıramıyor,ayırsamda yazı yazacak kadar ciddi odaklanamıyordum.Valla takımı ciddi ciddi özlemişim.Maçtan 10 dk önce kuruldum televizyonun karşısına beklemeye başladım Beşiktaş'ımı.Ne zaman çıktılar sahaya o güzelim beyaz formalarıyla 'değmeyin keyfime' moduna geçiş yaptım.

 Bu kadar hevesle takımı bekleyip,bu kadar hevesle izleyince bendeki heves takımamı yansıdı nedir gayet istekli ve arzulu başladık maça.Zor geçmesi muhtemel bir maçı ilk dakikalardan başladığı pres ve istekle erken bitirmek istiyorduk belliki.

 Bursa'nın sol bekinin Afrika kupasına gitmesiyle onun yerinde oynayan Ahmet'in hatası (tabiki Necip'in harika baskısıyla) Necip'in kafayı kaldırıp yaptığı harika ortayla Almeida'nın kafa vuruşu ve o dünyadaki en güzel sesin İnönü'deki goool sesinin birbirine karışması..

 Gelen gol,şok yaşayan Bursa gibi sebeplerle ilk yarı yüklendikçe yüklenmeye başladık.Yüklenmemiz sahaya koyduğumuz istek ve arzu ne kadar güzel olsada arkada verdiğimiz boşluklar can sıkıcı bir hal almaya başlamıştı.Turgay Bahadır'ın sürekli olarak ceza sahası çevresinde topla buluştuğunda tehlike yaratması yada top dağıtması iyice tehlikeli bir hal almıştı.Nitekim son vuruşlardaki beceriksizliğimiz yüzünden 2'yi bulup maçı bitiremeyince akabinde golü kalemizde gördük.

 Quaresma'nın,Simao'nun olmadığı,son vuruşlarda pek şanslı olmadığımız bir günde ilk yarı bitmeden golü görmek kötü olmuştu.Oyun dengeye biner sıkıntılı hal alır derken,üstün Alman teknolojisi Ernst'in attığı 50-60 metrelik pasa ayağının üstüyle usta işi bir vuruş yapan Edu skoru 2-1 e getirince İnönü tekrar yıkıldı.

 Edu savunmadan bozma bir forvet olsada,onu pek beğenmesemde bazen o sol ayağını öyle bir kullanıyor ki insan şaşıp kalıyor.Bugünde onlardan birine şait olduk zaten.

 İlk yarıda nispetende olsa istediğimiz skoru bulmamız ve bizi ileri taşıyacak oyunculardan yoksun olmamızdanmı bilinmez ama gereksiz bir geriye yaslanma başladı ikinci yarıda.Sanki deplasmana gitmiş Anadolu takımı biziz ev sahibi Bursa'ymış gibi bir hal aldı oyun.Saçma pas hataları,ileri çıkma acizliği derken ha yedik ha yiyeceğiz moduna girdik.

 Carvalhal beyefendi,iyi hoca desekte oyuna müdahaleler konusunda çok geç kalıyor.Takım geriye gömülmüş,ileride top tutamıyorken,son derece yavaş ve durarak oynayan iki forvetin oyunda olması tamemen saçmalıktı.Almeida'nın çıt kırıldım tavırları,Edu'nun ne zaman ne yaptığı belli olmayan tavırları,takımı resmen forvetsiz bıraktı.Oyuna 60-70 arası kesinlikle müdahale etmeyi sevmeyen bir hocamız var.Adam yapmıyor bu dakikalar arası değişiklik illa 75'ten sonra yapacak ilginç bir durum.

 Carvalhal oyuna bir türlü müdahale etmiyorken Bursa kaçırmaya devam ediyordu.En son  Ozan İpek'in kaçırdığı toptan sonra hoca Edu'yu çıkarıp Mustafa Pektemek'i almayı akıl edebildi.

 Mustafa Pektemek'te tabiki oyuna girdikten sonra alıştığımız üzere 83'te golünü attı.(Mustafa Pektemek=Gol demek) Mustafa Pektemek'in durumunu biraz Semih Şentürk'e benzetiyorum.Adam takımın ilk forvetinden daha çok katkı veriyor yine kenarda yine kenarda 11'e girmek için ne yapması gerek daha ? Almeida ile beraber çift forvet düzeninde gayet güzel katkı verebilir.

 Sonuç olarak ilk yarıda iyi oynayıp,ikinci yarının büyük kısmında bocaladığımız maçta güzel bir galibiyet almayı başarıp yenilmezlik serimizi devam ettirdik.

 Not:

 - Ertuğrul Sağlam'ın futbol taktiğinden ve oyun anlayışından kimi zaman şüphe ediyorum.Takımı ne zaman geri düşşe ne zaman istenmeyen bir durumda kalsa her zaman kurtarıcı olarak sahaya Ömer Erdoğan'ı sürüyor.Savunmanın göbeğinde oynayan bir oyuncuyu kurtarıcı olarak rakip savunmaların kucağına bırakıyor.Bursa'ya geldiği ilk günden beri başka bir çözüm üretememiş olması garip.Bu duruma alışan rakip savunmalarda Ömer'e pek şans tanımıyorlar artık.Türkiye'nin gelecek vaad eden hocaları arasında gösterilen bir hocanın galibiyete ulaşma çabası bu şekilde iken bazılarıda Milli takıma Abdullah Avcı getirildikten sonra çıkıp vay efendim neden Eruğrul gelmedi diye konuşuyorlar.Cevabı budur işte bu sorunun.Tedbirsizlik ve yeni oyun anlayışları geliştirememe.


18 Aralık 2011 Pazar

60'ların Futbolu Samsun:1 Beşiktaş:1



Schuster bu ligde 60'ların futbolu oynanıyor dediğinde herkes ayağa kalkmış vay efendim olurmu öyle şey,marka değeri var,yıldızlar var diye konuşup durmuşlardı.Schuster dışarıdan bakabilmenin verdiği rahatlıkla görmüş teşhisi koymuştu.Bizde İngiltere,İspanya liglerini izliyor ligimizin en az 5 kat üstünde futbol oynandığını zaten görüyorduk ama işte aidiyet duygusu ve takım sevgisi varken pek itiraf edemiyorduk.

Bugünde Samsun karşısında önemli bir deplasmana çıktık aslında.Üst üste aldığımız güzel sonuçlara yenisini ekleyip hazır devre arası yaklaşmışken 3 puanı cebe koyup dönme planlarımız vardı fakat olmadı.

Almeida,Quaresma,Simao gibi yıldızlarımızın yokluğunda son haftaların formda isimleri Mustafa Pektemek ve Fernandes'in üstüne yığılmış bir takım olarak çıktık sahaya.Rakibinde sahaya futbol oynamaya değil 8-9 kişi savunma yapmaya kontra bile denmeyen acayip çıkışlarla gol aramaya çalışan ilginç bir düzenleri vardı.

Holosko'nun kazmalıkları ve sahada dolanmalarına artık ben dayanamıyorum.Bu oyuncunun Beşiktaş'ta kesinlikle yeri yok.Yıllardır gösterdiğimiz sabır ve verdiğimiz tavizlerin en ufak bir geri dönüşü olmuyor.Kaleciyle karşı karşıya kalır topa vurmaz resmen kalecinin üstüne deper.Top kontrolü yok,saha görüşü yok,at gibi koşmasının dışında Beşiktaş'a verdiği hiç birşey yok.

Takımda yaratıcı oyuncu yoktu.Fernandes'ten başka top kullanmayı bilen top kullanmaya niyeti olan yoktu.Her hücumda,her ileri çıkışta top Fernandes'e gidiyor markaj altındaki Fernandes'te çabalamaktan bıkıp maçın sonlarına doğru iyice saçmalıyordu.Senede milyon Eurolar kazanan bu adamlar topu dikine kullanmayı bilmiyor.Sürekli olarak enine yada geriye oynanan toplar.

İlk yarıda bir pozisyonda tam 1.30 dk topu kendi yarı sahamızdan çıkaramadık.Samsun'un güreşçiye benzeyen forvetinin sahte preslerinden bile çekinip hemen enine yolladık topları.Bugün futbolla ilgili yazmak imkansız zira sahada futbola benzeyen bir oyun yoktu.Aptalca bir oyunla bırakılmış 2 puandan başka birşey değil.

Kendi evinde oynarken bile 8-9 kişi kapanıp kontra kovalayan sahada futbol adına hiçbirşey yapmayan bir Samsunspor inanılır gibi değil.Yıl olmuş 2011 sahadaki oyun 1961.50 yıl geriden gelen nostaljik bir oyun tarzı.

Türkiye'de futbol liglerinin en üst düzeyini teşkil eden Süper Lig diye adlandırdığımız bir organizasyonda böyle bir futbol oynanıyor ve oynatılıyorsa orada futbol kalitesinden,marka değerinden bahsetmenin imkanı yoktur.

9 Aralık 2011 Cuma

4-1 Kere Maşallah ve Q7'nin Sakatlığı


Başlık fotomaç'ın yada benzeri gazetelerin attığı sallama başlıklar gibi oldu farkındayım ama yazmadan edemedim.Takıma birşey olur girdikleri hava bozulur düşüncesiyle yazılmış bir başlık oldu.Mazur görelim..

Uzun zamandır maçlardan sonra yazamıyordum.Bu aralar girdiğim yoğunlukta maçları bile zor izliyorum yazı yazmak imkansız hal alıyor durum böyle olunca.Fakat ne yapıp edip her zaman olduğu gibi maçları kaçırmıyorum.Uzatmadan maça geçelim.Dünden bu yana herkes birşeyler yazdı zaten geç kaldım ama bir - iki kelimede benden olsun.


Bütün köşe yazarlarının üst üste gelen galibiyetlerden sonra ağzına sakız ettiği 'kazanma alışkanlığı' cümlesini bende kullanacağım.Son maçlarda derbilerde dahil fena top oynamıyoruz.

Oynadığımız futbol ; olağanüstü,rakibi ezen,yerden yere vuran bir anlayış değil ama sahaya çıktığımızda Beşiktaş formasını hak ettiği gibi taşıyor oyuncularımız.Carvalhal'ın iyice kullanmaya alıştığı takım profilide birbirine uyum sağlamaya başlayınca tadından yenmez kıvama doğru gidiyoruz.

Sezonun ilk zamanlarında yürümekten aciz,mücadeleden kaçıyorlar diye eleştirdiğimiz takımın şuan orta sahası belkide ligin en iyi orta sahası durumunda.Maçına göre Ernst-Fernandes-Veli-Necip-Aurelio arasında dönen rotasyon kıvamını bulmuş durumda.Defans bölgesinde zaten sıkıntı yaşadığımızı şuan için düşünmüyorum.Klasikleşen Hilbert-Egemen-Sivok-İsmail dörtlüsü hemen hemen hiç bozulmuyor.Ufak tefek yediğimiz hatalı goller dışında savunmamızı çok beğeniyorum.

2 yıldır yatırımları 3.bölgeye yapmamız yıldızları yığmamıza rağmen bir tek o bölgede istikrarı yakalayamadık.Almeida'nın dengesiz performansı,Edu'nun ne olduğunu anlayamadığımız stili,Pektemek'in yavaş yavaş ısınması derken geride 10 küsür maç bıraktığımız halde tam olarak oturabilmiş değil.Dünde Quaresma'nın frikik golüne kadar sıkıntı yaşadık aslında.


Frikik golünden sonra genel Anadolu takımı klasiği yine oldu ve direnci düştü Manisa'nın.İlk yarı bitiminde Mustafa'nın 2.yi sallamasından sonrada devreyi tamamen rahat kapatıp maçı bitirdiğimizi düşündük.

Sıkıntılarda buradan sonra başladı aslında.Aynı Ankara'da uğradığımız kaza gibi burdada başımıza aynı şey gelebilirdi.Manisa'nın üstümüze gelmesi bizim kapanmamız derken skor 3-1 e geldi.Gelen golden sonra rolleri tamamen değiştik.Skoru koruma çabasına düşünce işler sarpa sardı.

Bu olayı sezon içince bi kaç kere yaşadık aslında.Skor olarak avantaja geçtiğimizde skoru koruma derdine geçtiğimizde biz sıkıntı yaşıyoruz yapamıyoruz bu olayı.Demekki bizim skoru koruma değil her zaman oyuna hükmetme derdinde olmamız şart.Hoca takımı belli bir raya sokmuş görünüyor ama şu derdimize derman bulması şart.Ligi öyle veya böyle götürebiliyoruz ama Uefa'da durumlar aynı olmuyor.Stoke ve Kiev deplasmanlarında hep bu olay yüzünden puanları bırakıp döndük.

Maçın üzerinden birgün geçtiği için ayrıntılı inceleme yapma gereği duymadım herkes herşeyi okudu gördü diye düşünerek ama Quaresma'nın sakatlığı yeni haber.

Dün bildiğiniz gibi Quaresma maçın 2.yarısında yerini Holosko'ya bırakmıştı.Bugün yapılan açıklamaya göre Quaresma'nın sağ diz iç yan bağlarında ikinci derece yırtık tespit edilmiş.

Son haftalarda performansını yükseltip takıma üst düzeyde attığı gollerle katkı veren Q7'yi kaybetmemiz çok kötü haber oldu.14 aralıkta Stoke City ile oynayacağımız maçta olmayacak olması,üstüne üstlük Simao'nun da durumunun belirsiz olması dönse bile ne kadar katkı vereceği konusu can sıkıcı oldu.Q7'nin yokluğunda onun yerini kim doldurabilir bilmiyorum.Kanatta Mustafa yada Holosko denenebilir diye düşünüyorum.Fakat onlarında ne kadar katkı verebileceği şüpeli.

Ah şu bahtsız bedeviliğimizi üstümüzden atabilsek çok büyük işler yapacağız ama yok yapışmış kalmış arkadaş atamıyoruz.Q7'nin sağlıklı olup 14'ündeki maçta oynayacak olsaydı son performanslarımıza bakarak basar geçeriz derdim ama şuan yorum yapamıyorum.

27 Ekim 2011 Perşembe

BEŞİKTAŞ:2 - Fenerbahçe:2



Süperlig'de uzun zamandır izlemediğimiz bir tempo ve heyecana sahne oldu İnönü Stadı.90 dakika boyunca izlediğimiz mücadele eğer futbol buysa diğerleri neydi diye herkesi düşündürmüştür.Bu mücadeleyi ortaya koyan iki takım oyuncularınada teşekkür etmek şart.

Maç :

Maça hiç tahmin etmediğim ve beklemediğim bir kadroyla başladık.Geçen hafta Mersin'e götürülmeyen Fernandes,Guti ve Almeida'yı bu hafta sahada görmeyi bekliyordum.

Carvalhal orta sahada teknik becerinin yerine daha çok koşan,mücadele eden oyuncuları tercih etti ki bence bu doğru karardı.Aurelio ve Ernst'in defansif yönleri ve Veli'nin dinamizmi orta sahamızı güçlü kıldı.

Orta sahanın mücadelesine ileri uçta Quaresma ve Simao'nun sürekli yer değiştirmeli oyunları ve Mustafa Pektemek'in kendini paralayıcı koşuşları ilk anlardaki etkinliğimizi arttırdı.Orta saha ve ileri ucun koordineli oyunu ise erken golü getirdi.

Bugün sahada rakibe göre daha iyi olduğumuzu düşünüyorum.Fakat ilk yarının 25.dk'sına kadar yaptığımız tempolu oyunla 2.golü bulamayınca biraz oyundan düşmeye başladık.Bu dakikalarda Fener'in bize göre daha sakin kalması kalemizde pozisyon vermemize sebep oldu.

Rakibin hücum organizasyonlarının yarısından fazlasını üzerine kurduğu Alex'i kaçırmamız sürekli kalemizde gol görme tehlikesi yaşattı.Kötü gününde olmasına rağmen bir gol atıp bazı pozisyonlarda savunmamızı allak bullak etmesi Alex'in büyük topçu olduğunu gösterir.

İkinci yarıda ilk yarı olduğu gibi baskılı başlamamız ve yine 2.golü bulamayışımız aynı 1.yarıda olduğu gibi bizi yine oyundan düşürdü.Bugün sahada taktikten çok gazla oynayan bir takım görüntüsü çizdik.Golü bulunca şahlanan atamayınca oyundan düşen tarzımız bizim için tehlike arz ediyor.

Attığımız iki golde usta işi goller.Birinde Simao'nun füzesi ikincisinde Quaresma'nın raket gibi kullandığı ayağıyla topu Almeida'nın tam kafasına yollaması enfes.Yediğimiz iki gole gelirsek ikiside tam bir fiyasko.İlk golde Caner'i boş bırakmamız ikincide ise frikikte Alex'e yoğunlaşıp golü Christian'ın atması.

Bugün sahada ortaya koyduğumuz mücadeleyi gaz veya taktik ben takdir ettim.Önceki maçlarda olduğu gibi yürümekten aciz adamlar topluluğu değildik.Ufak eksiklerimizi giderir bu mücadeleci tavırdan ödün vermezsek başarılı olmamız hiç zor değil.

Bireysel Performanslar:

İsmail Köybaşı: Sezonun en güzel topunu bu akşam oynadı.Baskı seviyesi en yüksek maçta ayaklarını yere sağlam bastı.Zaman zaman yaptığı şık çalımları abartmayıp tadında bıraksa hiç puan kırılmadan tam not alırdı.Not:10/8

Simao: Geçen sezondan beri beklediğimiz takımı sahiplenen oynayan Simao nihayet kendini gösterdi.Üzerindeki ölü toprağını silktiği,kötü performansı geride bıraktığı maç olsun bu.Göğsünde taşıdığı armaya ve beraberinde getirdiği kariyere uygun oyun oynamanın vakti geldi.Not:10/7

Quaresma: Takımımızın uçuk adamı tribünlerin sevgilisi yine yaptı yapacağını.Maça tam olarak girememesinden,Caner'e yaptığı gereksiz faulden şikayet ederken Allah vergisi sağ dışını kullanıp Almeida'ya yolladığı topla yine kendini affettirdi.Not:10/6

Veli Kavlak: Rapid Wien'de oynadığı futbola en yakın oynadığı maç kesinlikle bu maç.Yıllardır Beşiktaş forması giyiyormuş gibi oynadığı futbol ve gözünü budaktan sakınmaması süper.Yaşının daha fazla ilerlememiş olması sayesinde futbolunun üstüne daha çok koyar.Uzun yıllar Beşiktaş'a hizmet eder umarım.Not:10/8

Ernst: Ernst bildiğimiz gibi gösterişten uzak,işini yapan,sağlam profesyonel oyuncumuz olarak ortalamasını yine tutturdu.Ernst'te gördüğüm tek sıkıntı topu biraz daha dikine oynaması gerektiği.Aldığı topları çok çabuk dağıtıyor.Topu biraz daha sürüp,daha dikine oynarsa Ernst tadından yenmez.10/7

Hilbert: Ekrem Dağ'a kıyasla sağ beke daha fazla yakıştığı kesin.Kanattan ara ara yaptığı bindirmeleri bugün kullanamadık.Bugün Stoch ve Caner onu çok zorladı.Alex'in verilmeyen golünde Ziegler'den yediği bacak arası ve ilk yarının sonlarında Alex'in önüne yuvarladığı topla yürekleri ağızlara getirdi.10/4.5


Saha Dışı Olaylar :




Fenerbahçe taraftarının kapıyı kırıp açlıktan çıkmış sürüler gibi stada saldırması gibi bir olayı ben daha önce hiçbir yerde görmedim.2 yıl önce Kadıköy'de kaybettikleri şampiyonluktan sonra stadlarını yakmaları gibi yine anlamsız ve gereksiz bir olaya daha imza attılar.Bileti olan,olmayan herkes deplasman tribününe doluştu.


Fenerbahçe taraftarının sahaya dalmasına kıyasla belli bir amaca hizmet eden atkıların sahaya atılması eylemi yapıldığı dakika itibariyle niyet iyi olsada eylemin her zaman iyi olmayacağını gösterdi.Golü yediğimiz ve maçın bitimine 3-4 dakika kala golü arayan,uğraşan takıma köstek oldu.Hem sahadaki saldırmaya çalışan oyuncuların dikkatini dağıttı,hemde hakemin oyunu durdurmasına sebep oldu.Niyet olarak iyi eylem olarak kötü oldu.

25 Eylül 2011 Pazar

BEŞİKTAŞ-Antalyaspor aklımda kaldığı kadarıyla (1-0)


Ne oynadığımızın belli olmadığı,sahada olana anlam verebilene helal olsun denebilecek bir akşam daha yaşadık.

Evinde oynayan bir Beşiktaş'ın aciz durumlara düştüğü,deplasmana gelmiş Anadolu takımı görüntüsü çizdiği bu ne olduğu belli olmayan karmaşadan 3 puan çıkarmamız büyük başarı.

Bugün sahada olan performas ve oyuna göre kesinlikle 3 puanı haketmedik.Maçın başında gelen penaltı kurtarıcımız oldu.

Sezona iyi başlamadığımız,iyi oynamadığımız hepsi ilk günden beri ortada ama evinde Antalyaspor gibi bir takımı konuk ederken bu hallere düşmek beni ilerisi için düşündürüyor.

Quaresma bir kesim tarafından çok eleştiriliyor.Bencilliğinden,takıma birşey vermemesinden yakınan bu arkadaşlar bugün sahada olan Beşiktaş'ın Quaresma'sız nasıl olduğuna iyi baksınlar.Topu rakip sahaya getirmekten,orta yapmaktan,topu ayağında tutmaktan kısacası futbolun temel hareketlerini yapmaktan aciz bir takım.

Quaresma'nın kart cezalısı,Fernandes'in de kenarda olması Beşiktaş'ı lidersiz bıraktı.Simao sorumluluk almıyor.İsmine,kariyerine,potansiyeline uygun davranmak yerine sıradan takım oyuncuları arasında kaybolmayı tercih ediyor.

Hücumun en uçtaki adamlarınında ne olduğu belli değil.Edu desen savunmacıdan yaratılmaya çalışılan bir forvetimsi oyuncu.Pektemek ise geldiği günlerdeki çekincelerim hala devam ediyor.Gençlerbirliği'nde gösterdiği performansı Beşiktaş'ta gösterebilecekmi diye merak ediyordum.Şuana kadar gösterdiği performansla sınıfta kaldı.Topu ayağına aldığında ne yapacağına karar verememesi,acele etmesi,tercihlerini kötü kullanması düşündürücü.

Hücum hattında çektiğimiz onca sıkıntıya rağmen sezon başında transfer ettiğimiz Mehmet Akyüz'ü neden kullanmıyoruz ? Bütün hücum rotasyonlarını deneyip sonuç alamıyorken bir kerede Akyüz'e şans verip neden denemiyoruz ? En fazla ne kaybedebiliriz ? Yada hepsinden önceki temel soru Mehmet Akyüz'ün nerede olduğunu,ne yaptığını ve neden kullanılmadığını bilen varmı ?

Bugün yenilmediysek tamamen savunmanın başarısı ve Antalyaspor'un beceriksizliği sonucudur.Egemen'in geride patlayıcı güç olması,cefakar Toraman,Sidnei ve Cenk'in hücum özürlü takıma ses çıkarmayıp işine bakması sonucunda alınan 3 puan hepimize hayırlı olsun..

22 Eylül 2011 Perşembe

Bursaspor-BEŞİKTAŞ aklımda kaldığı kadarıyla



Resmi maçlarda attığımız son 10 golün 8'i kafayla atılan goller.Yakaladığımız bu istatistik Beşiktaş'ı bilmeyen biri için anlam ifade etmeyebilir ama yıllardır yaşadığımız sıkıntıdan sonra bu sezon coşmuş durumdayız.

Aramızdaki husumetten dolayı karşılıklı taraftar gitmeyen Bursa deplasmanımız her zaman olduğu gibi bizim için yine zor geçti.Maç öncesi yağan 'deli' yağmur ayağa ve yerden oynamaya çalışan takımımızı çok etkiledi.Maçın başında yediğimiz saçma gol ise zor olan deplasmanı hepten çıkmaza soktu.

Bursaspor tribünlerinin maçın başından beri Egemen'e takmaları ve eski futbolcuları olan birine ağızlarına geleni söylemeri resmen iğrençlik boyutuna vardı.Egemen'in maruz kaldığı ağır tahrik ve küfürlerden psikolojik olarak etkilenmesi ve reaksiyon göstermesi tehlikesinide göz önüne alarak Carvalhal,Egemen'i oyundan aldı.Bahsettiğimiz dakikalarda Bursa'nın 10kişi kalmasıda göz önüne alınırsa yerinde bir değişiklikti.

Rakibin sertlik gösterip,hemen yılmadığı maçlarda sıkıntı yaşıyoruz.Sezon başı korkulan şeyler gerçekleşiyor aslında.Hücum ve savunma arasındaki boşluk ve koordinasyon eksikliği takıma çok dağınık bir görüntü veriyor.Çoğu hücumumuzun oyuncuların bireysel yeteneklerine bırakılması bizim için önemli bir sorun teşkil ediyor.Türkiye liginde hasbelkader gidiyoruz ama Avrupa'da üst düzey maçlarda sıkıntısını çekeceğiz.

Her maç bize gösteriyor ki bizim aradığımız forvet stili ne Edu,ne Almeida nede Holosko.Bize rakibin sert müdahalelerinden yılmayan,kendi pozisyonunu yaratan,hızlı çevik adamlar gerek.Almeida'nın sakatlığında Edu'nun kesinlikle onun yerini doldurması mümkün değil çözüm şart.

Quaresma her maç olduğu gibi yine savaşmaktan kaçmayarak kendini kanıtlıyor.Saha içinde kaçak güreşmemesi takımı sahiplenmesi süper şeyler fakat takımın genelinin ona uymaması ve çoğu pozisyonda yalnız kalması onu agresifleştiriyor.Nitekim bugünde gördük takımı 10 kişi bıraktı.Ona uyumsuzluk konusunda beni en çok şaşırtan oyuncu Simao.Geldiğinde en çok sevinenlerden biriydim ve büyük şeyler bekliyordum fakat o beklediklerimi bir türlü göremiyorum.Quresma'nın 4 te 3 ü kadar destek verse tek kanat yerine çift kanadı kullansak bu takım uçar.

Sidnei'yi bu gün sahada çok beğendim.Takım 10 kişi kalmış yıldızlar kenara gelmiş,maçın bitimine 5 dk var,büyük ihtimal mağlubiyet kesinleşmiş ve Sidnei rakip ceza sahasının orada top dağıtıyor.Maçın sonlarında aldığı bu sorumluluk beni çok mutlu etti.Onun göstermiş olduğu bireysel çaba belkide takımı son dakikalarda motive eden etkenlerdendi.

İsmail genelde her maç eleştirilir.Geldiğinden beri gösteremediği büyük patlaması ve oyuna yarım yamalak verdiği katkı hep eleştiri konusudur.Nitekim maçta kullandığı duran toplarda 'İsmail'e kaldıysak vay halimize' hepimiz demişizdir.Fakat o adrese teslim yolladığı 2 topla galibiyetin en önemli mimarı oldu.80 dakika varlık gösteremeyip son 10 dakikada gösterdiği patlamayla maçın adamı olmayı bildi.

Son söz olarak Bursa seyircisi hala neyin peşinde çözemiyorum.Stadyumda Beşiktaş taraftarı yok,ortada bişey yok küfür yine var.Yarattıkları sanal düşmanlık almış başını yürümüş işi iyice çirkinleştirmişler.Çözülmeye çalışılan sorunları körüklemek ne açıdan kendilerine yarıyor yada bir fayda sağlıyor bilmiyorum.'Bursa deplasmanı çok pis,gidilmez valla' dedirtmeye çalışıyorlarsa bunu çoktan başardılar.Yaratmaya çalıştıkları ve sonunda başardıkları bu kaos daha ne kadar sürecek bakalım.




Maçın en güzel anı: Erken gelen golün gazıyla maç boyu Beşiktaş'a giydiren,kendinden geçip galibiyet sevincine hazırlanan Bursa taraftarının maç sonunda peş peşe gelen gollerle sudan çıkmış balığa dönmüş görüntüsü.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Beşiktaş-Ankaragücü aklımda kaldığı kadarıyla (3-1)





3 gün içinde Maccabi'den sonra renkleri sarı-lacivert olan başka bir takımı daha devirdik.Hafta içinde Maccabi'ye karşı kazanan kadroyu mecburiyetler dışında bozmamış olan hocamızın düşüncesi bence yerindeydi.

Orta sahayı perşembe günü iyi tutmuş olan Fernandes,Aurelio ve Necip üçlüsünden Maccabi maçında olduğu gibi Fernandes ve Aurelio öne çıktılar.

Cumartesi günü yenilsende yensende'de konuşurken Ankaragücü taraftarı olan arkadaşın dediği gibi Ankaragücü takımında tam anlamıyla merkez forvet diyebileceğimiz bir adam yok.Üstüne Ziya Doğan'ında gelmesiyle klasik Ziya Doğan takımına dönmeye başlamışlar.

Ziya Doğan'dan alışık olunan üzere kapanan,sert oynayan,kontra kovalayan takım sahadaydı bugün.Maçın bazı bölümlerinde sertlik düzeyini abartmaları ve hakeminde bazı sertliklere müsade etmesi işimizi zorlaştırdı.Bu sezon rakiplerin yıldızlarımıza uyguladığı kontrolsüz şiddet 'ten çekeceğimiz var.

Bugün aklımda kalan iki önemli gelişme var;

1.si aslında pek yabancı olduğumuz bir durum değil.Yıllardır hastalığımız olan golü erken bulamayınca bocalama ve saçmalama hastalığımız yine kendini gösterdi.1-1'e kadar ve 1-1'den sonra 2.gole kadar orta sahamız tamamen düştü ve ilerideki adamların bireysel yeteneklerine bakar olduk.Bu bocalama anlarını çabuk üstümüzden atamıyoruz ve hücumda çabuk konsantre olmayı beceremiyoruz.Türkiye liginde ıkına,sıkıla zorlayarak belki gol bulup rahatlamaya geçebiliriz ama üst düzey avrupa maçlarında uygulayabilirmiyiz önemli bir soru işareti.

2. olay ise bize tamamen yeni olan bir konu.Zago ve Ronaldo ikilisinden beri göremediğimiz yan top ve duran toplardaki etkinliğimiz.Quaresma,Simao ve özellikle Fernandes'in adrese teslim ortaları bu sezon önemli silahlarımız arasında olacak gibi.Maccabi maçında kafayla bulduğumuz 2 gol ve bu maçta gollerin hepsinin kafayla gelmesi olumlu bir işaret.Çok uzun zamandır takım duran top kullanırken heyecanlanmayan bizler yeni oluşan bu özelliğimizle duran toplarda bir beklenti oluşuyor.Henüz başları olmasına rağmen iyi sonuç veren bu yeni hücum opsiyonumuzu geliştirirsek daha çok canlar yakarız.

15 Eylül 2011 Perşembe

Merhaba Avrupa (5-1)


Avrupa Ligine tarihimizin en iyi başlangıçlarından birini yaptık bu gece.Maça birkaç gün kala medyada yer alan haberler,kulübün yaptığı açıklamalar v.s. ortamın gergin olacağı olay çıkabileceği yönündeki açıklamalar itiraf etmeliyim ki bu maça biraz tedirgin yaklaşmama sebep oldu.Fakat stada yaklaşıp etrafı görünce içim rahatladı.Herhangi bir olay yaşanmadan kazasız belasız atlatmamız çok güzel oldu.

Gelelim maça.. İlk düdük çalmadan maçın genel havasının kapanan Maccabi ve onu açmaya çalışıp başarılı olamayan bir Beşiktaş göreceğimi düşünüyordum.Genel olarak 'kabız' geçeceğini düşünüyordum.

Ben bu düşünceler içindeyken Almeida'nın erken gelen golü hem tribündeki bizleri hemde İsrail'lileri şaşırttı.Erken gelen gol rakibin oyun planını tamamen bozdu ve 10-15 dk süren bir bocalama dönemine girdiler.Bu bocalama dönemlerinde gol pozisyonları bulup 2.yi bulamayınca kalemizde pozisyonları görmeye başladık.Böyle sağı solu belli olmayan maçlarda 2.yi bulup rahatlamamız şart yoksa bugün olduğu gibi şans her zaman yanımızda olmayabilir.

Savunmada bugün Egemen ve Sivok uyumu genel olarak iyi olsalarda araya atılan bazı toplarda yine hatalar yaptılar.Savunmamız bazen yerinde güzel müdahaleler yaparken bazende rakibin ikili oyunlarını film izler gibi izliyorlar.

Bugün en beğendiğim isimler Fernandes ve Quaresma oldular.Fernandes Guti'den uzun zamandır beklediğimiz (fakat göremediğimiz) takımı sırtlama,sahiplenme ve oyun yönlendirme işini çok iyi yaptı.Ayaklarına hakim olması,ince çalımlar atabilmesi ve saha görüşünün geniş olması çok önemli artılar.Hepimizin sevgilisi Quaresma ise alışık olduğumuz tarzda yine takımı sahiplenmişti.Eleştirildiği tek nokta olan topları ezmesi ve gereksiz yaptığı hareketleri bugün minimuma indirmesi takıma olan katkısı 2 katına çıkardı.Yaptığı 2 asist yanında oyundaki varlığı bile takımımız için önemli bir güven kaynağı oldu.

Almeida'yı ise belkide geldiğinden beri en istekli maçını oynadı.Harcadığı 2 net pozisyona karşı attığı 2 golle kendini affettirip günün yıldızları arasına girmeyi başardı.

Sonradan oyuna dahil olan yeni transferimiz Edu hakkında ise yine tam olarak bir fikir sahibi olamadım.2.yarı hücum ettiğimiz kalenin yeni açığa nispeten uzak olması,gelen gollerden sonra zafer sarhoşluğu ile sevinç gösterileri derken ayrıntılı izleyemedim.Biraz anladığım kadarıyla biraz ağır ve değişik bir stili var.Borges'in blogunda bahsettiği gibi çok büyük şeyler beklememek lazım sanırım.Öte yandan Almeida'nın bugün sakatlanıp 3 hafta oynayamayacak olmasıyla birlikte forvet pozisyonu ona kalmış gibi duruyor bakalım neler yapacak.

Son olarak Avrupa Ligi'ne süper bir başlangıçla merhaba dedik.Rakiplerimiz D.Kiev ve Stoke City'nin berabere kalmasıyla ilk haftadan söylemek erken olsada elimizde bir avantaj var.Grup maçlarında 'saçma işler yapmadıkça' gruplar belli olduğunda söylediğim gibi bu gruptan çıkarız.

10 Eylül 2011 Cumartesi

Eskişehirspor-Beşiktaş aklımda kaldığı kadarıyla (2-1)




Lig sonunda başladı.. Maçın ilk dakikalarında takımı izlerken ilk fark ettiğim şey futbolu,takımı çok özlediğim oldu.Şike,soruşturma,metris derken çok farkına varmadık belki ama benim gibi birçok kişi ilk düdükten sonra futbolu ne kadar özlediğini fark etmiştir diye düşünüyorum.

Takımı özlemiş hevesle televizyon karşısına oturmuştum ama sahadaki oyun,geçmiş yılların banttan yayını gibiydi.
Eskişehirspor evinde oynamanın verdiği etkiyle oyuna pres yaparak ve tatlı sert oyunuyla başladı.Maçın başında savunmanın göbeğinden verdiğimiz boşluk ve pozisyonlar oradan sıkıntı yaşayacağımızın ilk sinyalleriydi.

Geçen yıldan farklı olarak sahada olan Egemen ve Veli dışında 11'de tanıdığımız isimler vardı.Tanıdığımız adamlar sahadaydı fakat hiçte onları tanıdığımız şekilde değillerdi aslında.

Uzun zamandır kanatlara çalıştığımız ve genel hücum organizasyonlarımızı o bölgelerden yapacağımızı duyuyoruz ama bugün kanatlar İsmail'in ekstra ortası dışında hiç verim vermedi.Quaresma'nın formsuz ve tam anlamıyla maç havasına giremediği çok belliydi.Aldığı çoğu topu ezdi.Sürekli olarak şık ve fantastik hareketler denemesi ve bir türlü başaramamasıda onu iyice gerdi.

Hücumun en ucuna baktığımızda Almeida bu tarz oynayacaksak eğer kesinlikle bizim forvetimiz olmamalı.Bu tarz oynadığımızda onada yazık bizede yazık.Yıllardır ekmeğini taştan çıkaran,topu gelip alan,çalım atıp kendi pozisyonunu üreten bir adam bulamadık şu takıma.

Savunmada Sivok-Egemen-Toraman üçlüsünün arasındaki uyum tam oturmuş değil.Egemen takıma ilk katıldığında transferi beğenmemiş blogada yazmıştım kesinlikle istemiyordum onu fakat bugün beğendiğimi itiraf etmeliyim.Gökhan Zan gibi adamları gördükten sonra bugün Egemen çölde vaha gibi geldi.Savunmanın ihtiyaç duyduğu koşan,savaşan,kaçmayan adam pozisyonu için birebir.

Hakem Bünyamin Gezer'in kararlarını bugün hiç beğenmedim.Bazı pozisyonlarda Eskişehir'li oyuncular Beşiktaş'lıları resmen dövdüler.Maçın başlarında göstereceği bir kartla olayların önüne geçebilirdi fakat seyirci kalmayı tercih etti.


Takımı tek tek yazmaya kalksam bu post bitmez hepsine eksik çok fazla.Birazda ilk hafta olduğundan dolayı hemen 'giydirmek' istemiyorum.Şuan için ne söylesek biraz erken.Takımın kesinlikle zamana ihtiyacı var.

Öte yandan kazanan takım Eskişehirspor'u da çok beğendiğimi belirtmeden geçmeyelim.Zaten en doğru hamleyi Bülent Uygun'u mecburende olsa yollamakla yaptılar.

Skibbe takıma bir ruh ve oyun stili aşılamaya başlamış.Yeni transflerden Dede'ye iste bugün hayran kaldım.Quaresma'ya nefes aldırmadı.Ligimizden alışık olduğumuz kazma bekler gibi en ufak harekete yatarak müdahale etmek yerine rakibi kovalayıp tam zamanında yaptığı müdahalelerle tam puan aldı.

Eskişehirspor bu oyununu sezona yayıp bir şanssızlık yaşamazsa ligi çok iyi yerlerde bitirebilirler.